Mantis

MARSTAN GELEN CANLI “MANTİS KARİDESİ”

Ne olduğu ilk bakışta anlaşılmayan bu canlının adı MANTİS KARİDESİ’dir. 400 milyon yıldır var olan Mantis karidesinin (Odontodactylus scyllarus) keşfedilmiş 450 çeşidi vardır. Bu canlı, karides denilmesine rağmen aslında bir karides türü değil, kabuklu bir deniz canlısıdır. Bu hayvan genel olarak güçlü yumrukları ve olağanüstü göz yapısıyla tanınıyor. Genel olarak tropikal sularda yaşayan Mantis karidesi boyutlarına göre oldukça tehlikeli bir canlıdır. Boyutuna oranla kollarının gücü, kendisini dünyanın en güçlü canlısı yapar. Boyu 10 ila 38 santimetre arasında değişir. Bugüne kadar keşfedilmiş en uzun Mantis Karidesinin boyu 46.1 cm'dir. Genel olarak midye, salyangoz, yengeç, balık gibi canlılar ile beslenir. Ömürleri yaklaşık 6 yıldır.

GÜÇLÜ, HIZLI VE SIFIR HATA  İLE ATILAN YUMRUKLAR

Mantis Karidesleri, avlarını yakalamak için attıkları yumruklarla tanınırlar. Bunlar, dünyadaki en güçlü ve hızlı yumruklar  olarak bilinirler. Kendi ağırlığının 2500 katı bir güçle yumruk atabilirler. Bir Mantis Karidesi, yumruğunu atmak için uzuvlarını yerçekiminin 10.000 katı hızla ivmelendirebilir. Bu, bir gösteri pilotunun uçak içerisinde üzerine etki eden merkezkaç kuvvetinin 1000 katına eşittir. Bu yumruk o kadar güçlüdür ki; 3 milisaniye gibi kısa bir sürede veya bir insanın göz kırpmasından 50 kat daha kısa bir süre içerisinde su içerisinde 22 kalibrelik bir tabanca mermisi hızında, 91 kg – 150 kg’lık etki yaratır. Yumruğunun hızı ve gücü nedeniyle su içerisinde kavitasyon denen hava boşlukları meydana getirirler . Oluşan hava kabarcıkların her biri 218 desibellik müthiş bir gürültüyle sonik patlamalar meydana getirir hatta bu esnada anlık olarak su içerisinde ışık bile görülebilir. Yumruk atma esnasında meydana gelen  basınç dalgası o kadar güçlüdür ki, anlık olarak etrafındaki suyu buharlaştırabilir. Bu esnada ortaya çıkan ısı güneşin yüzeyindeki ısıya yakındır.

Peki rakibine bu kadar güçlü darbeler indirebilen mantis karidesinin ön ayakları bu darbelerden  neden hiç zarar görmüyor? Bu sorunun cevabı çelikten daha güçlü ve daha hafif olan bir dış yüzeye sahip olmasındandır. Çarpmaya maruz kalan dış yapı yüksek oranda kristalize edilmiş hidroksiapatit’den oluşuyor. Bu doğada elmastan sonra en sert molekül olarak biliniyor. Bu sert tabakanın altında ise amorf yapıda hidroksiapatit tabakası ve onun da altında yumuşak bir kitin tabakası bulunmaktadır.

Göz alıcı güzel ve canlı renklere sahip olmalarına rağmen; bu güçlü yumrukları ile kolayca akvaryum camlarını karabildikleri için akvaryumda beslenmeye elverişli değildirler.

Bu güç insanda olmuş olsaydı; bir tenis topunu uzaya fırlatabilir, zırhlı bir aracı yumruk darbeleri ile parçalayabilirdi. Hatta birkaç yumruk darbesi ile binaları yıkabilirdi.

KANSERLİ HÜCRELERİ BİLE GÖREBİLEN MÜKEMMEL GÖZLER

Mantis karideslerinin bir diğer üstün özellikleri de mükemmel görme yetileridir.  ""

Mantis karidesinin gözleri sürekli hareket halindedir ve her iki göz de birbirinden bağımsız hareket edebilir. Nesneleri herbir gözünün 3 ayrı kısmını kullanarak görebilirler. Gözlerinin görüş açısı (neredeyse 360 derece) ve reseptörleri, diğer canlılara oranla çok daha fazla gelişmiştir. Bu hassasiyet ile avına sıfır hata ile saldırabilir. Hala devam eden araştırmalara göre Mantis karideslerinin çok agresif canlılar olmalarına rağmen bazı düşmanlarına hiç saldırmadığı hatta görmezden geldiği görülmüş. Bazı bilim dergilerinde yapılan açıklamalarda mor ötesi, kızıl ötesi ve ultraviyole ışınlarını görebildiği belirtilen Mantis karidesinin her düşmana saldırmama sebebinin altında da bu yatıyor. Mantis karidesi, ışık spektrumunu kullanarak düşmanının zayıf bir noktasını fark etmediğinde saldırmak yerine oradan uzaklaşıyormuş.

Bir insanın gözünde; bir tanesi ışık yoğunluğunu algılayan çubuk hücresi grubu, diğer 3 tanesi ise kırmızı, yeşil ve mavi renklere duyarlı koni hücreleri olmak üzere 4 adet ışığa duyarlı hücre grubu bulunmaktadır. İnsan gözü genellikle 380 ile 780 nanometre dalgaboyu aralığındaki ışık spektrumunu algılar. Daha kısa (UV) ve daha uzun (Kızılötesi) dalga boyuna sahip ışıkları algılayamaz.

Bir Mantis karidesinin gözünde ise; insanların göremediği polarize ışığı filtre eden 4 adet çubuk hücre grubu ve 12 farklı renk reseptörü olmak üzere 16 adet ışığa duyarlı hücre grubu bulunmaktadır. Mantis karidesinin gözü 250 nanometre (biz insanlar bu kısımdaki renkleri göremediğimiz için bu kısımdaki renkleri sadece mor ötesi olarak tanımlıyoruz) ile 900 nanometre yine aynı şekilde biz insanlar bu kısımdaki renkleri de göremediğimiz için bu kısımdaki renkleri sadece kızılötesi olarak tanımlıyoruz).

Bu bakımdan insan gözüne göre renkleri kat kat daha detaylı ayırt edebilirler. Yani biz insanların algılayamadığımız renk tonlarını çok rahat bir şekilde algılayabilirler.  Bir Mantis karidesinin gözü en az 100 bin renk algılayabiliyor. Bu rakam, insan gözünün algı kapasitesinin 10 katına denk geliyor.

Polarize ışık dalgaları; çizgisel ve dairesel bir şekilde ilerleyebilir. Mantis karidesinin gözü bu ışığı algılamakla kalmaz, aynı zamanda bu ışığı işleyebilir de. Yani çizgisel polarize ışığı dairesele, dairesel polarize ışığı da çizgisele çevirebilir. Bu teknolojiyi DVD oynatıcılar diski okumada kullanmaktadırlar.

Dairesel polarize ışığı görebilen tek canlıdır.

Korkunun rengini, nefes verdiğimizde dışarıya soluduğumuz havanın rengini dahi algılayabilir.

Gözleri KANSER HÜCRELERİNİ bile algılayabilecek seviyede gelişmiştir.

Mantis karidesinin ne gördüğünü bilmek bir yana , hayal etmemiz bile imkânsız gibi görünüyor.

Kısacası bazı bilim insanları Mantis karidesini boşuna “MARSTAN GELEN UZAYLI BİR CANLI” olarak tanımlamamış, insanlar da dahil olmak üzere dünya üzerinde başka hiç bir canlıda olmayan bu özellikleri ile gerçekten de bu büyüleyici görünümlü bu hayvanın Mars’tan geldiğini düşünmek pek de yersiz değil.